DANONE’NİN MUHTEŞEM HİKAYESİ

0
106
Selanik Yoğurtçusu …
“Yoğurtçu geldi. Kaymaklı yoğurtlarım var…
Karasular Selanik’in önde gelen ailelerden biriydi.
İzak Karasu tıp öğrenimini tercih etti.
Muayenehane açtı Evlendi Bir oğlu oldu Adını Daniel koydu Sonra iki de kızı dünyaya gelecekti.
Balkan Savaşları’nda Selanik Yunanistan
tarafından işgal edilince, Yahudi toplumunda büyük bir panik başladı. Çoğu Avrupa yollarına düştü. 30 yıl sonra, Hitler orduları Yunanistan’ı
işgal edince kalanlar toplama kamplarına gönderilecekti.
Yunanlıların Selanik’e girmelerinden kısa bir süre sonra İzak Karasu, eşi ve oğluyla birlikte İspanya’ya göç etti. Tam 420 yıl sonra,kovuldukları topraklara geri dönüyorlardı. İlginç ayrıntı; İspanya 1492’de Yahudileri topluca sürmüş ama vatandaşlıktan çıkarmamıştı. Karasu ailesi Barselona’ya yerleşti. Yıl:1912. Önce adını Latin alfabesine uyarladı. İzak oldu Isaac, Karasu ise Carasso. Sonra bir muayenehane açtı  çok az hastası vardı.
Ailesini geçindirmek için zeytinyağı ticaretine de girişti.
Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da müthiş bir yoksulluk dönemi başladı. İspanya da bundan nasibini aldı. En çok ilaç sıkıntısı çekiliyordu.
O günlerde Barselona’da çocuklar arasında salgın halinde bağırsak hastalıkları patlak verdi.
Gözleri yaşlı anne-babalar kucaklarında bir deri bir kemiğe dönmüş yavrularıyla Isaac Karasu ve diğer doktorların kapılarına dayanıyor, “Çocuğumuzu kurtarın” diye yalvarıyorlardı.
Diğer doktorlar gibi Carasso’nun da elinden pek bir şey gelmiyordu. Gözünün önünde ölüp giden çocukların acısıyla uykusunun kaçtığı gecelerin birinde, bir ses yankılandı.
kulaklarında:
“Yoğurtçu geldi. Kaymaklı yoğurtlarım var.”
İrkildi!.. Selanik’te günaşırı evlerine bir tepsi kaymaklı yoğurt bırakan Türk satıcının sesiydi bu.
Ve “Eureka” çığlıklarıyla hamamdan dışarı koşan Arşimed gibi yataktan fırladı. “Tabii ya” dedi kendi kendine… “Tabii ya!..”
Selanik’te bağırsak hastalıklarının tedavisinde yoğurt kullanıldığını anımsamıştı. Günde üç öğün birer kase yoğurt yediriyorlar ve hastalar birkaç günde sağlığına kavuşuyordu.
Yoğurdun nasıl yapıldığını biliyordu. Hemen ertesi gün, evinin bodrumunu hazırlamaya koyuldu. Kısa bir süre sonra bodrumu artık bir mandıra idi. Etraf çiftliklerden topladığı sütle yoğurt imalatına girişti.
Yıl 1919…
Ancak bir sorun vardı. Avrupa’da yoğurt
bilinmiyordu. 1500’lerin ortalarına doğru Kanuni
Sultan Süleyman bağırsak enfeksiyonuna yakalanan dostu Fransa Kralı I.François’ya bir yoğurtçu göndermişti ama, kral iyileşince yoğurtçu sırlarıyla birlikte Istanbul’a dönmüştü.
Kayıtlarda öyle yazıyordu. Isaac Carasso, ürettiği şeyin Balkanlar’da ve Anadolu’da yaygın bir tüketim maddesi olduğunu nasıl anlatabilirdi?
Çareyi yoğurdunu ilaç olarak kabul ettirmekte buldu. Sonuçta Carasso’nun yoğurdu eczanelerde satılmaya başladı!
Hasta çocuklarda etkisi çok çabuk ortaya çıktı.
Doktor meslektaşları ona bir tavsiyede bulundular:
Paris’teki Pasteur Enstitüsü’nden fermante edilmiş laktik getirtirse, yoğurdun ömrünü uzatabilirdi.
Sözlerini dinledi. Böylece pastörize yoğurt doğacaktı. Ama Isaac Carasso bu buluşun önemini pek kavrayamayacaktı. “İlaç” tutunca, Isaac özel ambalajlar yapmayı akıl etti. Kapakları porselen cam kaseler.
Sıra artık ilaca patent almaya gelmişti. Patent almak için de bir marka gerekli idi.
Düşünürken aniden aklına oğlunun adını
marka olarak koymak geldi. Yani minik Daniel’in?
Yaşadıkları Barselona’nın yaygın dili Katalanca’da küçük Daniel’in ya da “Daniel’cik” in karşılığı çok hoştu doğrusu: “Danon!” Ancak bu özel ad olduğu ve marka namıyla tescil edemeyeceği için sonuna
bir “e” ekledi.
Hoşgeldin “Danone” yoğurtları!
Yoğurtçuluk çok kısa sürede Isaac’ın asıl mesleği haline gelince, oğlu Daniel’i iyi tahsil görebilmesi için Fransa’ya gönderdi. Ticaret, pazarlama, satış ve muhasebe’yi öğrenebilmesi için Marsilya’da ticaret lisesinde okuttu.
Ardından işin üretim aşamasına hakim olabilmesi için Paris’te Pasteur
Enstitüsü’nde bakteriyoloji stajı yaptırdı.
Bu arada Isaac Carasso vefat etti. Daniel
öğreniminden sonra Fransa’da kalarak
çalışmalarını sürdürdü.
6 Şubat 1929’da Paris’te 18’inci bölgedeki bir dükkanda “Danone Yoğurtları Paris Şirketi”
kapılarını açtı. Onu 1932’de Levallois-Perret’de ilk fabrika izledi. Danone imparatorluğu işte böyle doğdu. Bugün Danone 5 kıtada satılmakta olan bir ürün. Yıllık cirosu 15 milyar euro’nun üstünde. 100 bin kişi çalıştırıyor. Sütlü ürünlerde dünya birincisi. Türkiye dahil 18 ülkede 48 fabrikası var.
Şişe suyunda dünya ikincisi. Türkiye dahil 13 ülkede 97 fabrikası var. Bisküvi ve tahıllı kahvaltı ürünlerinde dünya ikincisi. 21 ülkede 53 fabrikası var.Imparatorluğa babasının sayesinde adı verilen Daniel Carasso,
Uzun yaşamasının sırrı mı?
Herhalde söylemeye gerek yok; her gün birkaç kase yoğurt!
“Yoğurtçu geldi. Kaymaklı yoğurtlarım var…